Saturday, December 15, 2012

You Smoke Too Much

"Çok fazla sigara içiyorsun."

Son günlerde en çok duyduğu şey buydu, halbuki sadece sigara değil, çok fazla kahve de içiyordu, ya da çok fazla hayal kuruyordu ama bu çok önemli değildi, sigara tek sorundu.

"Keşke tek sorunum sigara olsaydı" diye düşündü. Onun için sorun bile değildi aslında, sigara içmeyi seviyordu. "İstersem bırakırım" onun için yalan değildi, çünkü zamanında istemiş ve bırakmıştı, çok kolaydı, sadece biraz sinir bozucuydu, ama kolaydı. Fakat istemiyordu, kanser olduğu haberini aldığında üstüne bir tane yakmıştı, tedavisi sürerken doktorunun yapma dediği her şeyi yapmış ama sigarayı yine bırakmamıştı, iyileştiği haberi geldiğinde, tahmin etmesi zor değil, sigara yakmıştı.

İnsanlar gelip, "çok sigara içiyorsun" dediklerinde gülümsüyordu. İnsanların yardımcı olduklarını düşünmeleri ona komik geliyordu, yanından giderlerken yüzlerindeki o muhteşem "bir insana öğüt verdim" ifadesi çok acınası derecede komikti. İşin daha da komik kısmıysa bu öğütten sonra ateş isteyenler bile oluyordu. Verdikleri tavsiyeyle ve gözlem yetenekleriyle o kadar gurur duyanlar oluyordu ki üstüne keyif sigarası yakma ihtiyacı duyuyorlardı. İnsan ırkının iki yüzlülüğü mide bulandırıcı ama komikti. Tavsiye asla onun için değildi, saçma bir başarı duygusunun elde edilmesi gerekiyordu.

Bazen kendine soruyordu, bariz olanı ortaya koymak neden diye. "Çok sigara içiyorsun" gibi hali hazırda farkında olduğu bir durumu tekrar göstermeye çalışmak yerine doğru olan "neden çok sigara içiyorsun?" değil miydi? Anlatacağından değildi, sorunlarını kendi kendine çözmek, kendi içinde düzenli iç savaşlar yaparak durumu düzlüğe çıkartmak gibi bir huyu vardı. Doğru sorunun sorulmasını istiyordu çünkü insanların doğru soruları soramayacak kadar aptal olmasından nefret ediyordu. Aptal insanlardan nefret ediyordu, onun gözünde aptallık en az adam öldürmek kadar ağır cezalık bir suçtu. Bu aptallıkla gurur duymaları ise ayrı bir rezillikti.

Günün sonunda o her türlü sigarasını içecekti, çok olduğunu biliyordu, bu sorun değildi onun için. Daha büyük sorunları vardı, çok hayal kuruyordu mesela, ya da çok özlüyordu. Bazen çok canı yanıyordu ya da bazen tam bir aptal gibi davranıyordu.

Ve aptallardan nefret ediyordu...



No comments: