Sakinleştiğim zaman nasıl kendimden memnun bir adam oluyorum anlatamam. Kızgın olduğum zamanlarda kendimden nefret ediyorum resmen, kendimi dövesim geliyor, o derece. Ben bunları nasıl söylerim diyorum ağzımdan çıkan her kelimenin ardından, nasıl lanet bir adamım ben dediğim de oluyor. Her şeyi bir hırsla, kinle yapıyorum resmen, hırsla seviyorum, hırsla özlüyorum, kinle kızıyorum. Sonra aynaya bile bakamayacak kadar kendimden nefret ediyorum ve daha da sinirleniyorum. Sonu gelmeyen bir tür öfke nöbetine dönüyor hayat.
Sular durulunca başlıyor tekrar hayat. Unutuyor muyum dersen, pek tabi hayır ama bu sefer kendimce seviyorum, güzelce özlüyorum, kızmak yerine keşke yapmasaydı diyorum. Dolapların en derinlerine kaldırılan her anı tekrar çıkıyor gün ışığına, baktıkça gülümseyebiliyorum bu zamanlarda. Sonra gözlerimi kapatıyorum ve o günleri görüyorum. Gündüz rüyaları görüyorum, ben uyurken rüya göremiyorum çünkü. Gelecekle ilgili planladıklarımın olmaması beni kızdırmadığı zaman nefes almak kolaylaşıyor. Yaşananların güzelliğine teşekkür etmeye başlamak ağırlığı azaltıyor. Her insan evladı gibi hep mutlu ve huzurlu olmak istiyorum, güzel olanı geri istiyorum belki ama pek azımızın o kadar şanslı olduğunu fark edip, yaşananların güzelliğine bitmiş olsa bile olsun yine de çok güzeldi diyebiliyorum...
Ve en önemlisi, yaşananlara ve ona o kadar saygı ve sevgi duyuyorum ki hala bir yere gitmeyip, o anının içinde tek başıma yaşamaya devam ediyorum...
No comments:
Post a Comment