Rastgele tanışmışlardı, kadının bir mesajıyla başlamış her şey, erkek ne olacağından habersiz cevap yazmıştı... O ara o kadar çok yanlış yapmış ki, bunu da yüzüne gözüne bulaştıracağından eminmiş. Ama uzun zamandır hissetmediği kadar mutlu ediyormuş o kadınla konuşmak, bunu fark ettiği gün, kadına yanımda ol demiş. Kadın kabul etmiş ve sonrasında her şey güzelmiş...
Hikaye bu ya, her şey fazla güzel olduğundan olsa gerek, hüzünlü son zamanı gelmiş... Kadın bir gece gitmiş, erkek gölgelerine çekilmiş, sonra da hasta olmuş... Her zaman olur böyle şeyler, Türk filmlerinde modadır, hasta olan, kör olan sevgililer. Gölgesinden kafasını çıkartıp kadına ulaşmak istemiş, öyle ya sevmişlerdi birbirlerini, yardım ederdi belki, etmese bile sadece sesini duysa iyi gelirdi diye düşünmüş. Ne ses vermiş kadın, ne de elini... Sırtına dökülen uzun saçlarının hayali dışında hiçbir şey görememiş adam... Gölgelerine geri dönmüş, bir hastane odası bulmuş kendine karanlıkta, yatağına uzanmış ve titreyen elleriyle başlamış yazmaya, gözlerinden yaş gelmiş ama ağrıları yüzünden değil... İlk cümlesine bir damla göz yaşı eşlik etmiş ;
"En çok onu ve sadece onu seviyorum..."
"En çok onu ve sadece onu seviyorum..."
No comments:
Post a Comment